Akçaağaç şurubu deyince aklınıza ne geliyor? Pancake’in üstünden damlayan altın rengi tatlılık mı, yoksa o şirin mi şirin şişeler mi? Peki o şişelerdeki minicik kulplar ne işe yarıyor hiç düşündünüz mü?
İlk bakışta işlevsel gibi dursa da, o kulpların ne dökerken yardımcı olduğu var ne de rahat tutulmasını sağladığı… Parmağınız geçsin diye uğraşırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz çünkü ortalama insan parmağı için bile fazla küçükler. O zaman neden hala her akçaağaç şurubu şişesinde varlar?
Gelin bu gizemin izini birlikte sürelim.
Kulp Var Ama İşlevi Yok: Çünkü Bu Bir “Skeuomorph”
Klasik akçaağaç şurubu şişesi, tartışmasız bir görsel cazibeye sahip olsa da, üzerindeki kulp devrim niteliğinde bir icat sayılmaz.
Genellikle oval biçimli şişenin boynuna garip bir şekilde iliştirilen bu kulp, işlevsel hiçbir amaç taşımaz (tıpkı amacını hiç bilmediğimiz diğer gündelik nesneler gibi).
Ortalama kulp boyutu en küçük parmağınızı bile geçirmeye yetmediğinden, şişeyi ortasından kavrayıp dökmek çok daha mantıklıdır.
İnanması güç ama bu tür işlevsiz tasarım öğelerinin bir adı var: skeuomorph (iskevomorf). Merriam Webster sözlüğüne göre skeuomorf, “bir alet ya da gereci temsil eden süsleme ya da tasarım” anlamına gelir.
Diğer skeuomorf örnekleri arasında elektrikli mumlar, cep telefonuyla fotoğraf çekildiğinde çıkan deklanşör sesi ve eski at arabası tekerleklerini taklit eden araba jantları bulunur.
Yani, modern tasarımlarda artık fiziksel bir amacı olmayan, ancak önceki tasarımları çağrıştıran her şey skeuomorftur. Bu tanım, o küçük kulpu açıklamak için tam yerinde olur.
Kökler 1800’lere Uzanıyor
Mental Floss’un 2024’te yayımladığı makaleye göre, bu minik kulplar geçmişte kullanılan büyük seramik sürahileri temsil ediyor.
1800’lerin sonlarında bu tür sürahiler taşınırken kullanılan kulplar, bugünkü şişelere nostaljik bir hava katmak için küçük bir dekor olarak uyarlanmış.
Brooklyn Brainery’nin blog yazısı da bunu doğruluyor: O dönemde kulplar gerçekten işlevseldi, çünkü kavanozlar büyüktü ve taşınmaları gerekiyordu. Bugün ise yalnızca bir hatıra…
Akçaağaç Şurubu Şişesinin Yapış Yapış Tarihi
Bu küçük kulpun modern şişelerdeki yerini alması aslında 1949’da Ohio’lu cam sanatçısı Brooks Fuerst’in tasarımıyla başlıyor.
Şişeye “jug or the like” (sürahi ya da benzeri) adını veriyor. 1950’de Vermont’ta faaliyet gösteren Cary Maple Sugar Company, bu tasarımı “Maple Maker” adlı ürünü için kullanıyor.
Şeker ve sıcak su ile karıştırılarak daha fazla şurup elde edilen bir ürün bu ama kulağa biraz fazla deneysel geliyor, değil mi?
İşin ilginci, Brooks’un abisi Edwin Fuerst de 1933 yılında benzer bir tasarıma patent almış.
Hatta onlardan da önce, 1922’de Joseph Klein, “Little Brown Jug Syrup” için bu tarz şişenin patentini almış. Demek ki bu tasarım fikri uzun zamandır ortalıkta dolaşıyor.
Sonuç olarak:
Bugün marketten aldığınız akçaağaç şurubu şişesindeki o sevimli ama anlamsız görünen minik kulp, aslında bir tasarım mirası. Belki artık işlevi yok ama eskiye olan bağlılığımızın, nostaljinin ve pazarlama zekâsının bir simgesi hâline gelmiş durumda.

